Köpek cinselliğinin en tuhaf özelliklerinden biri “bağlanmadır”. Erkek dişinin üzerine çıktıktan ve pelvisi sokup çıkarma hareketlerini yaptıktan sonra, kendini dişiden çekmenin olanaksız olduğunu görür. Birbirlerinden ayrılmaya çalışsalar bile bunu başaramazlar. Çaresiz bir şekilde “birbirlerine bağlanmış” durumda bir süre kalırlar ve çok savunmasız görünürler. Bu durum, sonunda birbirlerinden ayrılıncaya kadar sürer ve daha sonra birbirlerinin genital organlarını yalarlar ve rahatlarlar.

Uzun yıllar boyunca köpek uzmanları köpeklerin üreme davranışlarındaki bu tuhaf öğenin işlevi üzerine kafa yormuşlardır. Bazıları samimi bir şekilde buna bir anlam veremediklerini itiraf etmişlerdir. Başkaları yenilgiyi kabul etmek yerine çılgınca tahminlerde bulunmuşlardır. Bunların tahminlerini ele almadan önce, erkeğin dişiyle çiftleşmesi sırasında tam olarak ne olup bittiğine daha yakından bakmak yararlı olacaktır.

Dişi, erkeğe üzerine çıkması için işaret verince, erkek onu ön ayaklarının arasına kıstırır ve penisini sokmaya çalışır. Bu aşamada penis yalnızca yarı dikleşmiş durumdadır. Erkek güçlü birkaç penis itme hareketi yapar ve girme işini başarır. Dişinin vücuduna ön ayaklarıyla sarılırken, göğsünü ve bazen de çenesini dişinin arkasına bastırır. Dişi hareketsiz durur. Kuyruğu bir yandadır ve bu da penisin girişini kolaylaştırır.

Erkek arka ayaklarıyla çok karakteristik bir “üzerinde yürüme” hareketi yapar ve arka bölümünü bir yandan diğerine sallar. Bu pelvis sallamaları penisinin dişiye daha derin girmesini sağlar. Penisinin alt tarafında bulbus glandis adı verilen bir salgılama bezi vardır ve bu dişiye girince şişmeye başlar. Penisin tamamı artık tam dikleşmiş durumdadır. Aynı zamanda dişinin vajinası iyice büzüşmüş hale gelir. Erkeğin şişmesi ve dişinin sıkıştırması güçlü bir kilitlenme ya da “bağlanma” durumunu yaratır. Bağlanma gerçekleştikten sonra, biraz daha pelvik itişler olur ve sonra erkek boşalır.

Bu noktada erkek sessiz bir şekilde ön ayaklarını dişinin vücudunun yanında yere koyarak iner. Genital organları birbirine kilitli olduğundan, bu onu oldukça tuhaf, bükülmüş bir durumda bırakır. Bunu, arka ayaklarından birini dişinin üzerine kaldırarak düzeltmeye çalışır. Erkek dişinin öte yanına döner ve çift şimdi birbirine bağlı, fakat birbirine ters yönlerde durmaktadır. Bağlanmanın geri kalanında sessizce, bu şekilde bir arada kalmayı sürdürebilirler ya da mücadeleye başlayabilirler. Dişi yürüyüp gitmeye karar verebilir ve bu durumda erkek direnecek ve bolca viyaklama ve inleme olacaktır. Eğer çift rahatsız ya da taciz edilirse, kıvranabilir ve hatta ayrılma çabalarında birbirinin üzerine düşebilir, fakat bağlanma hep sağlam durumda kalır. Bu mücadeleler sırasında birbirlerine önemli ölçüde acı vermelerine rağmen, genital organlarında herhangi bir kalıcı zarar olduğuna ilişkin hiçbir kanıt bulunmamaktadır.

Yetkililerin bağlanmanın ne kadar sürdüğü konusundaki gözlemleri farklılık göstermektedir. Kaydedilen en kısa süre beş dakikadır, fakat bu süre genellikle çok daha uzundur -değişik durumlarda 15,20,25,30,36,47,75 ve hatta 120 dakikaya kadar giden süreler kaydedilmiştir. En genel süre yaklaşık yirmi ile otuz dakika arasındadır ve çok yüksek süreler enderdir. Bağlanma, erkeğin penisinin tam dikleşme durumunu kaybetmeye başlaması ve sonunda kendini çekebilmesiyle sona erer.

Davranış tarzı budur ve geçmişte yapılan açıklamalardan bazıları şöyledir: birincisi, bu bağlanmanın erkek ve dişi arasındaki duygusal bağların güçlenmesine yardımcı olduğu teorisi vardır. Buradaki düşünce, çiftleşme hareketinin uzamasıyla bunun daha kişisel hale geldiği ve çift arasındaki bağların oluştuğudur. İzin verildiğinde, erkek ve dişinin çiftleşmeden ve bağlanmayı yaşadıktan sonra daha yakınlaştıkları doğrudur, fakat sonuçta, genellikle dakikalarca çaresiz durumda birbirine kilitlenmenin acı veren uzunluğunun erkek ve dişinin birbirlerini sevmelerini sağlaması pek olası görünmemektedir.

İkincisi, kilitlenmenin çiftleşmeyi erkek açısından daha rahat hale getirdiği öne sürülmüştür. Böyle bir yorum, ancak çiftin diğer köpeklerden ayrı tutulduğu ve sahipleri tarafından sakinleştirildiğine tanıklık eden, deneyimli damızlık köpekler ve cins dişiler arasındaki düzenlenmiş evlilikler alışkın birinden gelmiş gibi görünmektedir. Bu gibi koşullarda erkek ve dişi bağlantı sona erene kadar sessiz bir şekilde durabilirler ve dinlenmekte oldukları izlenimini verebilirler. Yabani köpeklerde, park köpeklerinde, kent köpeklerinde ya da kurtlarda bağlanma genellikle barışçıl olmaktan çok uzaktır ve en azından belli bir süre şiddetli rahatsızlık izlenimi verir.

Üçüncüsü bağlanmanın çiftleşen çifte, diğer hayvanların müdahale etmeye çalışmalarına karşı “her iki yönde dişleri olan” bir savunma sağladığı biçimindeki tuhaf öneridir. Bir kurt sürüsünde bağlanmayı gözleyen herkes bağlanan erkeğin aslında çok savunmasız bir durumda olduğunu kabul edecektir. Üstün bir hayvan yaklaştığında, kendi hareketleri ile dişininkiler arasında koordinasyon yoktur.

Dördüncüsü, bağlanmanın dişiden meni akıntısını önlediği öne sürülmüştür. Dişinin, erkek sperminin alıcısı olarak, niçin o kadar kötü tasarlanmış olduğu açıklanmamaktadır.

Son zamanlarda çok daha kabul edilebilir bir açıklama yapay dölleme deneylerinde ortaya çıkmıştır; çiftleşen çiftin üreme sistemlerinin içinde ne olup bittiğini artık biliyoruz. İnsanların bildiği türden basit, tek bir fışkırtma yerine, köpekler üç ayrı aşamadan geçerler. Birinci aşama otuz ile elli saniye arasında gerçekleşir. Bu ilk boşalma berrak, spermsiz bir sıvıdır. Ellinci ile doksanıncı saniye arasında gerçekleşen ikinci aşamadaki boşalma koyu ve beyazdır ve 1.250 milyon sperm içerir. Üçüncü ve son aşama, yine berrak, spermsiz bir sıvı biçimindedir ve çok daha fazla miktarda bir boşalmadır. Bu, bağlantı sürdükçe üretilmeye devam eden prostatik bir sıvıdır. Belli ki, uzayan bağlanmanın işlevi, erkeğe, dişinin üreme yolu tarafından emilen ve orada birikmiş spermleri harekete geçiren bu son boşalma için süre vermektir.

Böylece bağlanmanın gizini öğrenmiş bulunuyoruz. Bu, boşalmayı izleyen değil, ona eşlik eden bir şeydir. İnsanın boşalması çok kısa olduğundan, köpeğin de aynı şekilde davrandığını düşünerek yanılmış olmaktayız. Erkek köpeğin yarım saat boyunca boşalması düşüncesi bize tuhaf görünmektedir. Köpeğin döllenme sürecinin bu kadar zahmetli ve uzun olmasını anlamak kesinlikle zordur. Ancak bunun böyle olduğu dikkate alındığında, bağlanma, sperm aktarılmasının başarılı olmasını sağlayacak zamanı kazanmanın bir güvencesi olarak anlaşılır olmaktadır.

Yazar Hakkında


Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>